EKTİĞİNİ BİÇERSİN
Şunu herkes bilsin ki; hiçbir kurumda, hiçbir yönetici ya da patron, çalışanını baskı, tehdit, yıldırma ve mobbing yoluyla istifaya zorlamamalıdır. Bir insanı çaresiz bırakmak, emeğini değersizleştirmek, psikolojik baskıyla işinden ayrılmaya mecbur etmek…

Şunu herkes bilsin ki; hiçbir kurumda, hiçbir yönetici ya da patron, çalışanını baskı, tehdit, yıldırma ve mobbing yoluyla istifaya zorlamamalıdır.
Bir insanı çaresiz bırakmak, emeğini değersizleştirmek, psikolojik baskıyla işinden ayrılmaya mecbur etmek yalnızca bir iş ilişkisinin sona ermesi değildir. Bunun insani, vicdani ve ahlaki bir sorumluluğu vardır.
Bir makamın, bir koltuğun ya da yöneticilik sıfatının geçici olduğunu unutmamak gerekir. Bugün güçlü olan, yarın aynı gücün karşısında kalabilir. Bugün bir başkasına yaşatılan haksızlık, yarın hiç beklenmedik bir şekilde insanın kendi hayatına dokunabilir.
Çünkü hayatın çok basit ama değişmez bir gerçeği vardır:
Ne ekersen, onu biçersin.
Bir insanın hakkına girmeyi, emeğini yok saymayı, onu baskıyla susturmayı veya istifaya zorlamayı başarı sanmak büyük bir yanılgıdır. Asıl başarı; insan onuruna saygı göstermek, adil olmak ve yönetme gücünü baskı aracı olarak kullanmamaktır.
Kurumlar kişilerden büyüktür. Makamlar gelip geçicidir. Geride kalan ise insanın karakteri, vicdanı ve başkalarına nasıl davrandığıdır.
Bu nedenle herkes bulunduğu konumda biraz daha dikkatli düşünmeli:
Bugün başkasına yaşattığın şey, yarın senin sınavın olabilir.
Ve unutulmamalıdır ki; hayat bazen hesabı hemen değil, zamanı geldiğinde sorar


