ZAPT EDİLEMEYEN BİR İRADENİN ADIDIR 9 EYLÜL !
Tarih kitaplarının sararmış sayfalarındaki kuru bir zafer hikâyesi değildir 9 Eylül; bu toprakların üzerine karabasan gibi çökmek isteyenlere karşı dikilen o en sert, en net duvarın adıdır. Bugün İzmir’in kurtuluşunu anarken masal…
Tarih kitaplarının sararmış sayfalarındaki kuru bir zafer hikâyesi değildir 9 Eylül; bu toprakların üzerine karabasan gibi çökmek isteyenlere karşı dikilen o en sert, en net duvarın adıdır. Bugün İzmir’in kurtuluşunu anarken masal dinler gibi geriye yaslanmak, o gün dökülen alın terine ve verilen devasa akla haksızlık etmektir.
Mustafa Kemal Atatürk ve o muazzam irade, bize sadece “düşmanı kovduk bitti” diyen bir tablo bırakmadı. Kocatepe’den İzmir’e uzanan o hat, kula kulu olmamayı, tebaalıktan vatandaşlığa geçişin, aklın ve bilimin bu ülkeye mühürlenişinin ta kendisidir. Atatürk İzmir’e girdiğinde zafer çığlıkları atıp konuyu kapatmadı; asıl mücadelenin şimdi, cehaletle ve gericilikle başlayacağını çok iyi biliyordu. O gün o körfezde parlayan güneş, üreten, sorgulayan, kendi ayağı üzerinde duran modern bir Türkiye’nin doğuşuydu.
Bugün “Atatürkçülük” lafta kutlanan bir nostalji ya da ezberlenmiş iki cümle değildir. Gerçek tarih bilinci, koltuğumuzda oturup geçmişin ekmeğini yemekle değil; o gün emperyalizme boyun eğmeyen o omurgayı bugünün hayatına, işine, düşüncesine taşımakla kuşanılır. Eğer bugün hâlâ özgürce konuşabiliyor, üretebiliyor ve kendi kaderimize kendimiz karar verebiliyorsak, bunu o gün o ateşi yakanlara borçluyuz.
Sırtımızı yaslayıp “nasıl olsa kurtulduk” demeyi bırakma zamanı. O gün o iradeyi koyanlar kılıçla kazandı, bize düşen ise o zaferi aklınla, üretiminle ve tavrınla her gün yeniden kazanmaktır. Soru net: Bugün sen bu mirasın neresindesin?


