İçeriğe geç
İletişim

İnsan Gelip İnsan Gitmek : Kalbin Sessiz Zaferi

​Yaratılışın özünde var olan o duru bağışlama hissi, insanın içindeki en büyük cevherdir. Bir gülü koklarken duyulan incelik, bir böceğin yaşama hakkına gösterilen hürmet, toprağın yeşiline ve yaratılmış her bir cana duyulan…

​Yaratılışın özünde var olan o duru bağışlama hissi, insanın içindeki en büyük cevherdir. Bir gülü koklarken duyulan incelik, bir böceğin yaşama hakkına gösterilen hürmet, toprağın yeşiline ve yaratılmış her bir cana duyulan o karşılıksız sevgi… Bazen insan, sanki bütün dünyayı geniş kalbinin içine sığdıracak kadar sevgiyle dolar.
​Ancak hayatın içinde öyle anlar gelir ki, siz dünyayı kalbinize sığdırırken birileri sizi bir türlü hiçbir yere sığdıramaz. Üzülürsünüz, incinirsiniz, yalnız bırakılırsınız. Yine de içindeki sevgi çeşmesi kurumaz insanın. Çünkü o sevginin kaynağı kul değil; doğrudan Yaradan’ın Kendisidir.
​Sessiz Sorunun Cevabı: Omurga mı, Zayıflık mı?
​Alttan almayı, merhameti ve tevazuyu hayatının merkezine koyan insanlar çoğu zaman şu içsel çelişkiyle baş başa kalırlar: “Bana yapılanın karşılığını aynı şekilde vermek içimden gelmiyor, vicdanım elvermiyor. Peki ama bu benim zayıflığım mı, yoksa duruşum mu?”
​Bazen insanlar sorar: “Sana bunları yaptılar, sen neden hala merhamet ediyorsun?” Verilecek en asil cevap hep aynı yerde düğümlenir: “Ben de mi onların yaptığını yapayım? Kendi özümü başkasının çirkinliğiyle mi lekeleyeyim?”
​İşte tam bu nokta, zayıflık sanılan şeyin aslında en güçlü omurgalı duruş olduğu andır. Gücü yettiği halde intikam almamak, kırıldığı halde kırmamak, çirkinleşmenin çok kolay olduğu bir dünyada sırf Allah rızası ve kendi vicdanı için nezaketini korumak… Bu, kırılganlık değil; sarsılmaz bir ruh sağlamlığıdır.
​Kırılan Kalbin Duası ve Hakiki Zafer
​İnsan olmanın en büyük imtihanı, incindiği halde incitmemeyi seçebilmektir. Kalbi kırılan insanın o kırıkları alıp Allah’a havale etmesi, doğruluktan ve insanlıktan milim sapmaması bir mağlubiyet değildir. Aksine, bir insanın bu dünyada kazanabileceği en büyük sessiz zaferdir.
​Çünkü Rabbim insanlığın önüne, her şeyin üstünde tutulması gereken bir “güzel ahlak” ve “soylu bir duruş” ölçüsü koymuştur. Mademki bu dünyaya insan olarak adımladık; ne kadar üzülsek de, ne kadar fırtına koparsa kopsun, bu dünyadan insan olarak gitmek en büyük gaye olmalıdır.
​Kendi tarzından, vicdanından, merhametinden ve doğruluğundan vazgeçmeyenler; dünyalık savaşları kaybetmiş gibi görünseler de, hakikatte insan kalabilmenin zaferini sonsuza dek taşıyacak olanlardır.

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir