İçeriğe geç
İletişim

BENİM ADIM KADIN…

​Benim adım kadın… Hani cennet, annelerin ayakları altındaydı? Hani kadın yuvaydı, Ocakta kaynayan aş, Gönüle sığınak, yarama merhemdi? ​Bütün yükünü sırtlanırken bu hayatın, Suskunluğum makbuldü, sabrım övgüye değer. Peki, ya düşlerim? Ya…

​Benim adım kadın…
Hani cennet, annelerin ayakları altındaydı?
Hani kadın yuvaydı,
Ocakta kaynayan aş,
Gönüle sığınak, yarama merhemdi?
​Bütün yükünü sırtlanırken bu hayatın,
Suskunluğum makbuldü, sabrım övgüye değer.
Peki, ya düşlerim?
Ya içimde çağlayan, bükülmez o cevher?
​Söyleyin, neden?
Bir kadının özgürlüğüne,
Aklından geçen tek bir isteğe,
Neden kilit vurur, yüksek duvarlar örersiniz?
Neden içimdeki neşeyi, tuvaldeki rengi,
Sazın telindeki sitemi göze batırırsınız?
​Bir kadından sanatçı olamaz mı yani?
Mısra mısra hayatı dokuyan bir şair,
Notayla yarayı saran bir bestekâr,
Kendi sesini bulan bir yazar çıkamaz mı içimizden?
​Oysa başarmak, yoktan var etmek bizim işimizdir.
İşte hamur, işte maya…
Biz ki fırından yeni çıkmış sıcacık bir ekmeğiz;
Bölüştükçe çoğalan,
Verdikçe bereketi artan,
Karnı tok, ruhu diri tutan o kutsal ekmek…
​Madem hayatı cennete çeviren biziz,
Söyleyin, bu zarafetten gurur duymak varken;
Neden engellerle gelirsiniz üzerimize?
Neden korkarsınız bir kadının kendi ışığıyla parlamasından?
​Bilin ki o duvarlar örüldükçe,
Daha gür çıkacak o nağme.
Tüm engellere rağmen;
Kalemim elinizde değil, yüreğimde.
Görün artık:
Ben kadım.
Ben sanatım, ben hayatım, ben geleceğim.

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir