TÜRKİYE YORULDU… ŞİMDİ SIRA GELECEĞİ ONARMAKTA
Türkiye yoruldu… Siyasetin bitmeyen tartışmalarından, ekonominin ağır yükünden, gelecek kaygısından, birbirini anlamadan konuşan insanlardan… Yoruldu ama vazgeçmedi. Çünkü bu toprakların insanı, zor zamanlarda bile içinde küçük bir umut taşımayı bilir. Bugün ülkenin…
Türkiye yoruldu…
Siyasetin bitmeyen tartışmalarından,
ekonominin ağır yükünden,
gelecek kaygısından,
birbirini anlamadan konuşan insanlardan…
Yoruldu ama vazgeçmedi.
Çünkü bu toprakların insanı, zor zamanlarda bile içinde küçük bir umut taşımayı bilir.
Bugün ülkenin dört bir yanında aynı soru farklı cümlelerle soruluyor:
“Yarın ne olacak?”
Bir anne çocuğunun geleceğini düşünüyor.
Bir genç kendi hayatını kurmanın yollarını arıyor.
Bir emekli yılların emeğini hesabıyla dengelemeye çalışıyor.
Bir esnaf günün sonunda kepengi indirirken yarını düşünüyor.
Bunların hiçbiri bir siyasi parti meselesi değil.
Bunlar hayatın kendisi.
İşte bu yüzden Türkiye’nin artık birbirine üstün gelmeye değil, birbirini anlamaya ihtiyacı var.
Kimsenin kimseye benzemesi gerekmiyor.
Aynı düşünmek zorunda değiliz.
Aynı siyasi görüşte olmak zorunda değiliz.
Aynı hayali kurmak zorunda da değiliz.
Ama aynı ülkenin insanları olduğumuzu unutmamak zorundayız.
Çünkü farklılıklarımız bizi zayıflatmaz.
Bizi zayıflatan şey, farklılıklarımız yüzünden birbirimizi düşmanlaştırmamızdır.
Türkiye’nin ihtiyacı kavga değil;
akıl.
Korku değil;
güven.
Ayrışma değil;
adalet.
Tüketmek değil;
üretmek.
Ve belki hepsinden önemlisi;
umudu yeniden hatırlamak.
Çünkü bir ülke yalnızca yollarıyla, binalarıyla, fabrikalarıyla büyümez.
Bir ülke, insanlarının geleceğe bakarken gözlerinde ışık varsa büyür.
Gençleri hayal kurabiliyorsa…
Çocukları iyi eğitim alabiliyorsa…
İnsanları hakkına güvenebiliyorsa…
Emek veren insan emeğinin karşılığını alabiliyorsa…
İşte o zaman gerçekten güçlü bir ülkeden söz edebiliriz.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı belki de büyük bir “güncelleme”dir.
Ama bu güncelleme sadece ekonomide,
siyasette,
yasalarda yapılacak bir değişiklik değildir.
Asıl güncelleme zihnimizde başlamalı.
Birbirimizi dinlemeyi öğrenerek…
Eleştiriyi düşmanlık saymayarak…
Farklı düşünene tahammül ederek…
Ve ülkenin geleceğini günlük siyasi hesapların üzerine koyarak…
Çünkü siyaset değişir.
İsimler değişir.
Partiler değişir.
Gündem değişir.
Ama Türkiye kalır.
Ve biz bugün ne yaparsak, yarın çocuklarımız onun içinde yaşayacak.
O yüzden artık birbirimize şu soruyu sormalıyız:
“Sen hangi taraftasın?” değil…
“Sen nasıl bir Türkiye istiyorsun?”
Belki de ortaklaşabileceğimiz yer tam da burasıdır.
Çünkü hepimizin Türkiye’si başka olabilir ama;
Türkiye hepimizin ortak evidir.
Ve evimizi birbirimize dar etmek yerine,
yeniden güzelleştirmek zorundayız.
Türkiye yoruldu…
Ama hâlâ umut var.
Hâlâ bu ülkenin insanında sevgi var.
Hâlâ gençlerinde hayal var.
Hâlâ bu topraklarda yeniden ayağa kalkacak güç var.
Şimdi birbirimizi tüketme zamanı değil.
Şimdi geleceği onarma zamanı.
Çünkü bazı ülkeler yalnızca yeniden kurulmaz…
Bazı ülkeler yeniden inanılarak ayağa kalkar.
Türkiye’nin ihtiyacı olan da belki tam olarak budur:
Birbirimize yeniden inanmak.
Geleceğe yeniden inanmak.
Ve en önemlisi, Türkiye’ye yeniden inanmak. 🇹🇷❤️
Yağmur’un Kaleminden


