Önce Nezaket, İncelik Güçtür
Hassasiyetlerimiz…
Hayat, hızla akıp giderken çoğu zaman farkına varmadan en kıymetli değerlerimizi geride bırakıyoruz. Teknolojinin geliştiği, bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı ve iletişim imkânlarının arttığı bir çağda yaşıyoruz. Buna rağmen insani bağlarımızın zayıfladığı, hoşgörünün azaldığı ve ortak değerlerimizin her geçen gün biraz daha örselendiği gerçeğiyle de karşı karşıyayız.
Bugünün gündemi, yarının unutulan haberi hâline gelirken; vicdanımızı, merhametimizi, vefamızı ve sorumluluk duygumuzu da aynı hızla tüketiyoruz. Oysa bir milleti ayakta tutan yalnızca ekonomik gücü ya da teknolojik gelişmişliği değildir. Asıl güç; birlik ruhunda, aile yapısında, ahlaki değerlerde, adalet anlayışında ve birbirine duyulan güvende saklıdır.
Toplum olarak çoğu zaman haklarımızı konuşuyor, ancak sorumluluklarımızı ihmal ediyoruz. Birbirimizi dinlemek yerine yargılıyor, anlamaya çalışmak yerine ötekileştiriyoruz. Oysa farklı düşünceler bir ayrışma sebebi değil, ortak aklı zenginleştiren birer değerdir.
Bugün çocuklarımızın en çok ihtiyaç duyduğu şey yalnızca iyi bir eğitim değildir; iyi örneklerdir. Gençlerimizin beklediği sadece fırsatlar değil; güven, adalet ve samimiyettir. Büyüklerimizin aradığı ise hatırlanmak, değer görmek ve vefa hissini yeniden yaşamaktır.
Unuttuğumuz değerlerin başında selamlaşmak geliyor. Ardından hâl hatır sormak, komşuluk ilişkileri kurmak, paylaşmak, teşekkür etmek, özür dilemek ve yapılan iyiliği unutmamak geliyor. Bunlar küçük gibi görünen ama toplumun mayasını oluşturan büyük erdemlerdir.
Toplumlar; kinle değil sevgiyle, öfkeyle değil sağduyuyla, ayrışmayla değil dayanışmayla güçlenir. Birlik ve beraberlik, sadece zor günlerde hatırlanacak kavramlar değil; hayatın her anında yaşatılması gereken ortak sorumluluklardır.
Gelin, gündemlerin gelip geçici gürültüsünden biraz uzaklaşalım. Kırgınlıklarımız yerine kardeşliğimizi, çıkarlarımız yerine vicdanımızı, öfkemiz yerine nezaketimizi öne çıkaralım.
Çünkü geleceğe bırakabileceğimiz en büyük miras; güçlü binalar, büyük makamlar veya yüksek unvanlar değil, karakteri sağlam, değerlerine sahip çıkan ve birbirine güvenen bir toplumdur.
Hassasiyetlerimizi kaybetmediğimiz sürece umudumuzu da kaybetmeyiz. Değerlerimizi yaşattığımız sürece geleceğimizi de koruruz.
Kalın sağlıcakla…