İçeriğe geç
İletişim

Sınırlarımız , Kalbimizin ve Ruhumuzun Eşiğidir

​Hayatta en çok zorlandığımız ama bir o kadar da ruhsal sağlığımız için vazgeçilmez olan şeylerden biridir “dur” diyebilmek. Kendi alanımızı korumak, aslında kendimize vereceğimiz en kıymetli değerdir. Çünkü insan, kendi sınırlarına sahip…

​Hayatta en çok zorlandığımız ama bir o kadar da ruhsal sağlığımız için vazgeçilmez olan şeylerden biridir “dur” diyebilmek. Kendi alanımızı korumak, aslında kendimize vereceğimiz en kıymetli değerdir. Çünkü insan, kendi sınırlarına sahip çıkmadığında, başkalarının o sınırsızlığın içinde kaybolmasına da sessizce razı gelmiş olur.
​Sevdiklerimiz, dostlarımız, başımızın üstünde yeri olan insanlar vardır hayatımızda. Kapımızı da gönlümüzü de onlara sonuna kadar açarız. Fakat bazen o kapıdan içeri girenler, iyi niyetimizi suistimal edip ruhumuzun en hassas köşelerini alt üst edebilirler. Kırmayalım, incitmeyelim derken bir bakmışız ki en çok incesinden kendimiz kırılmışız. Peki, bu dengeyi nasıl kuracağız? Sevgiyi ve nezaketi elden bırakmadan, o görünmez ama güçlü çizgileri hayatımıza nasıl çizeceğiz?
​1. Sınır Koymak Bencillik Değil, Öz Saygıdır
​Çoğu zaman sınır koymaktan çekinmemizin temel sebebi “ayıp olur mu?”, “yanlış anlar mı?” ya da “üzülür mü?” kaygısıdır. Oysa ki sınır koymak başkalarına duvar örgülemek değil, kendimizi koruma altına almaktır. Nasıl ki evimizin kapısını her gelene kilitsiz bırakmıyorsak, gönlümüzün ve zamanımızın da bir eşiği olmalı. Kendine saygısı olan insan, başkalarının da onun alanına saygı duymasını beklemelidir; bu en doğal hakkımızdır.
​2. “Hayır” Diyebilmenin Hafifliği
​Hayatımızdaki bazı insanlar, sınır tanımazlıklarını bir samimiyet örtüsü altında gizlerler. Her şeyimize karışmayı, her anımızda olmayı hak görürler. Onları üzmemek adına verdiğimiz her ödün, aslında kendi ruhumuzdan verdiğimiz bir tavizdir. Oysa “hayır” kelimesi, dili koruduğu gibi kalbi de koruyan sihirli bir kalandır. Kırmadan, dökmeden ama kararlı bir duruşla “Buraya kadar” diyebilmek büyük bir olgunluktur.
​3. Zamanla ve Nazikçe Örmeli Duvarları
​Sınır çizmek bir anda taştan kaleler inşa etmek değildir; yavaş yavaş, zarafetle ama net bir şekilde yerini bulur. Karşımızdaki insanlara değer veriyor olmamız, onların bizim hayatımızın her alanını yönetebileceği anlamına gelmez. Dostluk başka bir şeydir, mahremiyet ve kişisel huzur başka bir şey. Bu dengeyi koruyamadığımızda, ne yazık ki en güzel dostluklar bile yıpranır, geriye sadece kırgınlıklar kalır.
​Unutmayalım ki; kendi alanına sahip çıkan insan, başkalarının alanına da aynı saygıyla yaklaşır. Hayat, başkalarını memnun etme yarışından ibaret değildir. Önce kendi iç sesimizi duymak, ruhumuzu dinlendirmek ve etrafımıza sevgiyle ama kararlı çizgiler çekmek zorundayız.
​Çünkü insan kendi iç huzurunu koruyabildiği sürece etrafına gerçekten ışık saçabilir. Sınırlarımız, hayatımızın kalitesini belirleyen en güzel aynadır.

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir