İçeriğe geç
İletişim

BAZI İNSANLAR HAYATIMIZA NEDEN GEÇ GELİR?

Hayatın garip bir adaleti var. Bazı insanlarla çok erken karşılaşırız; ama onları anlayacak kadar büyümemişizdir. Bazılarıyla tam zamanında karşılaşırız ve hayatımıza sessizce yerleşirler. Bazılarıysa… Öyle geç gelir ki hayatımıza, insan önce bunun…

Hayatın garip bir adaleti var.

Bazı insanlarla çok erken karşılaşırız; ama onları anlayacak kadar büyümemişizdir.

Bazılarıyla tam zamanında karşılaşırız ve hayatımıza sessizce yerleşirler.

Bazılarıysa…

Öyle geç gelir ki hayatımıza, insan önce bunun bir tesadüf mü, yoksa gecikmiş bir kader mi olduğunu düşünür.

Belki de bazı insanlar gerçekten geç gelmez.

Biz, onları karşılayacak yaşa geç ulaşırız.

Çünkü insan gençken sevginin ne olduğunu bildiğini sanır.

Oysa çoğu zaman sevgiyle sahip olmayı, özlemle bağımlılığı, fedakârlıkla kendinden vazgeçmeyi birbirine karıştırır.

Zaman geçer.

İnsan kırılır.

Kaybeder.

Bekler.

Bazen yanlış insanlara doğru duygular verir.

Bazen doğru insanlara yanlış zamanlarda denk gelir.

Ve hayat, insanın kalbine ağır ağır bir şey öğretir:

Her karşılaşmanın bir zamanı vardır.

Belki yıllar önce karşılaşsaydık, birbirimizi yine severdik.

Ama birbirimizi koruyamazdık.

Birbirimizin yaralarını anlayamazdık.

Belki birimiz kaçardı, diğeri beklerdi.

Belki gurur girerdi araya.

Belki hayatın telaşı, insanların sözleri, sorumluluklar ve korkular o güzel ihtimali daha başlamadan bitirirdi.

Bu yüzden bazı insanlar hayatımıza geç gelir.

Çünkü bazen kalbin hazır olması yetmez.

İnsanın hayatının da hazır olması gerekir.

Öyle insanlar vardır ki geldiğinde hayatımızı değiştirmez.

Bizi kendimize hatırlatır.

Yanında susarken bile kendimizi anlatabildiğimiz…

Bir bakışından ne demek istediğini anladığımız…

Kalabalığın içinde bile ruhumuzun onu seçtiği insanlar vardır.

Onlarla karşılaşınca insanın içinde tuhaf bir his belirir:

“Ben seni sanki daha önce tanıyordum.”

Belki de bazı tanışmalar ilk kez olmaz.

Belki insan bazı ruhlara geç rastlar.

Ama rastladığında, yılların arasından geçen bir tanışıklık hisseder.

Ve o zaman anlarız:

Hayat bazen bize istediğimizi değil,

hazır olduğumuz şeyi getirir.

Geç kalmış gibi görünen bir sevgi…

Belki de hayatın bize verdiği en büyük hediyedir.

Çünkü artık ne istediğimizi biliyoruzdur.

Neyi taşıyabileceğimizi…

Neyi affedemeyeceğimizi…

Nerede susacağımızı, nerede konuşacağımızı…

Ve en önemlisi, artık sevgiyi kaybetmemek için kendimizi kaybetmememiz gerektiğini biliyoruzdur.

Bu yüzden bazı insanlar hayatımıza geç gelir.

Çünkü onların gelişi için yalnızca takvimde bir tarih yetmez.

İki insanın da içindeki bazı yolların tamamlanması gerekir.

Belki önce yalnız kalmamız gerekiyordu.

Belki birkaç kez kırılmamız…

Biraz büyümemiz…

Biraz susmamız…

Biraz kendimizi tanımamız…

Ve sonunda, karşımıza çıkan insana “Beni tamamla” demek yerine,

“Ben tamamım, sen de yanımda ol” diyebilmemiz gerekiyordu.

İşte o zaman sevgi başka bir şeye dönüşür.

Bir eksikliği kapatmak değil,

İki insanın kendi bütünlüğünden birbirine yer açması olur.

Ve belki de gerçek sevgi budur.

Ne birbirinin hayatını ele geçirmek…

Ne birbirini değiştirmeye çalışmak…

Ne de “Bensiz yapamazsın” demek.

Gerçek sevgi bazen sadece şunu söyleyebilmektir:

“Senin hayatında kendim olmama izin veriyorum; senin de benim hayatımda kendin olmana…”

Bazı insanlar erken gelir, bize aşkı öğretir.

Bazıları gelir, acıyı öğretir.

Bazıları gider, sabrı öğretir.

Ama bazıları…

Çok geç gelir.

Ve bize neden daha önce gelmediğini düşündürür.

Belki cevap çok basittir:

Çünkü daha önce gelseydi,

biz bugünkü biz değildik.

Belki onları sevecek kadar büyümemiştik.

Belki onların kıymetini anlayacak kadar yaşamamıştık.

Belki de hayat, bazı güzellikleri bize ancak kaybetmenin ne demek olduğunu öğrendikten sonra vermeyi seçmiştir.

O yüzden bazı karşılaşmalar için “geç kaldık” dememeli insan.

Belki de geç değildir.

Belki tam zamanıdır.

Çünkü hayatın saatini bizim saatimizle ölçmek mümkün değildir.

Kimi insanlar hayatımıza erken gelir ama zamanı değildir.
Kimi insanlar geç gelir ama ömrümüze denk düşer.

Ve belki de insanın kaderindeki en güzel karşılaşmalar,

tam da “Artık olmaz” dediği yerde çıkar karşısına.

Bir kapı açılır.

Bir insan gelir.

Bir cümle söylenir.

Ve yıllardır susturduğun kalbin yeniden konuşmaya başlar.

O zaman anlarsın:

Bazı insanlar hayatımıza geç gelmez.

Bazı insanlar, biz onları sevebilecek kadar hazır olduğumuzda gelir.

Belki de mesele, kimin ne zaman geldiği değildir.

Mesele,

geldiğinde onun kıymetini anlayabilecek kadar yaşamış olmaktır.

Yağmur’un Kaleminden ❤️

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir