Bazen Bırakmak, Vazgeçmek Değildir…
Hayatta bazı şeylere o kadar sıkı tutunuruz ki, bırakmayı hep yenilmek zannederiz. Bir insanı… Bir ilişkiyi… Bir hayali… Geçmişte yaşanmış bir kırgınlığı… Ya da artık bize iyi gelmediğini bildiğimiz halde taşımaya devam…
Hayatta bazı şeylere o kadar sıkı tutunuruz ki, bırakmayı hep yenilmek zannederiz.
Bir insanı…
Bir ilişkiyi…
Bir hayali…
Geçmişte yaşanmış bir kırgınlığı…
Ya da artık bize iyi gelmediğini bildiğimiz halde taşımaya devam ettiğimiz bir duyguyu…
“Vazgeçersem kaybetmiş olurum” diye düşünürüz.
Her bırakış bir kaybediş değildir. Bazen bırakmak, kendini yeniden seçmektir. Çünkü bazı şeyler hayatımızdan gitmez..biz onlardan gitmeyi öğreniriz.
Bir kapının önünde yıllarca bekleyebiliriz. Açılmasını umar, değişmesini bekler, “Belki bir gün…” diyerek kendimizi hep aynı yerde tutabiliriz.
Peki ya o kapının açılmasını beklerken, önümüzde açılmayı bekleyen başka kapıları kaçırıyorsak?
Bazı vedalar, hayatın bizden aldığı şeyler değildir aslında, hayatın bize geri verdiği kendimizdir.
Bazen bir insanı bırakmak, onu sevmediğimiz anlamına gelmez. Yada bir hayali bırakmak, başarısız olduğumuz anlamına gelmez.
Bir beklentiden vazgeçmek, umudumuzu kaybettiğimiz anlamına gelmez.
Sadece artık kendimize şunu söyleyebilmişizdir..
“Bu bana iyi gelmiyor.”
Bunu kabul etmek, kolay gibi görünür fakat sanıldığından çok daha büyük bir cesaret gerektirir. Çünkü insan çoğu zaman alıştığı acıyı, bilmediği huzura tercih eder.
Tanıdığı mutsuzluk, ona yabancı olan mutluluktan daha güvenli gelir.
Hayat, her şeyi elimizde tutabildiğimizde değil; neyi tutmamız, neyi bırakmamız gerektiğini anlayabildiğimizde hafifler.
Şimdi sor kendine…
“Hayatında artık taşıman gerekmeyen ne var?”
Sana ait olmayan bir beklenti mi?
Çoktan bitmiş bir ilişkinin umudu mu?
Değişmeyecek birini değiştirme çaban mı?
Geçmişte yaptığın bir hatanın yükü mü?
Yoksa kendine yıllardır söylediğin “Biraz daha dayanmalıyım” cümlesi mi?
Belki de baktığında bugün bırakman gereken şey, bir insan ya da bir olay değildir. Kendini hep aynı yerde tutan aklındaki o düşüncedir.
Çünkü bazen insanın özgürleşmesi, bir yere gitmesiyle değil de, artık kendisini orada tutan şeyi bırakmasıyla başlar.
Unutma…
Bırakmak her zaman vazgeçmek değildir.
Aslında bırakmak, geçmişle vedalaşıp geleceğe yer açmaktır.
Başkasını değil, kendini seçmektir.
Kaybetmek değil, kendine yeniden kavuşmaktır.
Hayatın sana sorduğu soru…
“Neyi kaybetmekten korktuğun için hala kendinden vazgeçiyorsun?”
Kimbilir…
Cevabını bulduğun yerde, sana belki de yeni bir başlangıcın kapısı açılacaktır.
Sevgiyle 🌸
Pınar Karakoç

