
Bu yazımda, tam da zamanı gelmişken, bizim için çok değerli bir asilzadeyi anmak istiyorum. Bülent Ecevit! Nam-ı diğer Karaoğlan!
Rahmetli Başbakan Bülent Ecevit, Mustafa Kemal’den sonra Türkiye’ye toprak kazandıran tek lider.
Kıbrıs fatihi!
Tüm zamanların en kibar başbakanı. Türkiye’ye beş kez başbakanlık yapmış, Türkiye siyasetinin en önemli aktörlerinden biri. Hitap ederken herkesin isminin önüne, ‘Sayın’ ibaresini ekleyen bir asilzade. Abdullah Öcalan’ı hapsetmeyi başarmış bir başbakan.
Gayet mütevazı, yerli malı makam aracı kullanan, yedi defa süikaste uğramasına rağmen zırhlı araca hiç binmeyen bir başbakan.
Robert Kolej mezunuydu, çok iyi İngilizce konuşurdu. Şairdi. Karaoğlan’dı.
Ömrü boyunca üç odası bir salonu olan evlerde yaşadı.
1986 yılı idi. Bülent Ecevit, kendisine annesi Nazlı Ecevit’ten kalan İstanbul Suadiye’deki evini yenilemek istiyor. Mimar araştırdıklarında, birçok kişi babam Aydın Öztek’i öneriyor. Bülent Bey babamla çalışmak istiyor ve babama ulaşıyor. Babam planladığı projeyi tüm detaylarıyla kendisine ve eşi Rahşan Hanım’a anlatarak sunuyor.

O zamanlar cep telefonu yok, ya ofis ya da ev telefonuyla iletişim kuruluyor. Birkaç gün sonra beyefendi babamı arıyor.
“Biz bir rüyadaydık, uyandık. Şu an bu işin altından kalkamayacağız. Kısmetse, sizinle daha sonra tekrar görüşeceğiz.” diyor.
İki sene sonra yeniden arıyor. “Aydın bey, biz hazırız. Güncel bir teklif hazırlar mısınız?” Böylece, babam Mimar Aydın Öztek, rahmetli Başbakanımız Bülent Ecevit’in İstanbul’daki evini yenileme şerefine nail oluyor.

ECEVİT’İN İNSANA HAYRANLIK VEREN KİŞİLİĞİ
Evde yıkım yapılacağı için, binada kimseyi rahatsız etmemek adına babamdan tüm izinleri yasal olarak alması konusunda özel ricada bulunuyor. Siyasetin en zirvesini görmesine rağmen, çevresine karşı o kadar saygılı ve düşünceli bir beyefendi. Başbakanlık yapmış olması yaşamsal hiçbir değer ve davranışını değiştirmemiş.
O tarihte Sayın Ecevit, Demokratik Sol Parti’yi kurma aşamasında. Yine annesinden kalan Salacak’taki evini satarak elde ettiği gelirle; hem partiyi kuruyor hem de Suadiye’deki bu evini yaptırıyor.
Nazlı Ecevit’e ait kırk-elli adet tabloyu, Ecevit’ler babama hediye etmek istiyor ancak babam ayıp olur diye kabul edemiyor.
Babam tadilatta kullanılacak bütün malzemeyi, bizzat Bülent Ecevit’in kendisiyle birlikte satın aldı. Esnaf da çok heyecanlı günler yaşadı. Babam, Ecevit’in yanında Bağdat Caddesi’nde yürürken kendisinin kibarlığına ve herkese istisnasız selam verişine şahit oldu.
UNUTULMAZ BİR AN…
Bir gün evdeki telefonumuz çaldı, ben açtım. Karşıdan gelen o çok tanıdık ses, babamla görüşmek istediğini iletti. Ben de “Tabii, kim arıyor?” diye sordum. Defalarca başbakanlık yapmış bir beyefendi, son derece mütevazı ses tonuyla “Bülent Ecevit” demişti. Babamı telefona çağırırken, yüzümde engel olamadığım bir gülümseme vardı. Günlerce, haftalarca, aylarca ve yıllar sonra şimdi bu satırları yazarken de; yani ömrümce o an her aklıma gelişinde kendiliğinden içime yayıldı o gülümseme.
İşin teslim sürecinde, banyolarındaki ayna yerleştirilirken babama, kendi bütçesini aştığı için “Bunu şimdilik takmayalım Aydın bey.” diyor. Babam aynayı hediye etmek istiyor. Sayın Ecevit’i de rencide etmemek için, “Efendim, merak etmeyin, bu bize hediye edildi.” diyerek aynayı yerine takıyor.
Ev bitiyor ve teslim ediliyor. Bülent Ecevit’in babama ödeme olarak verdiği; üzerinde 1988 yılına ait tarihi, kendi isim, soyadı ve son derece etkileyici imzası bulunan çekin fotoğrafı, hala albümlerimizde saklı duruyor.
ECEVİT’LERİN EVİNDE AĞIRLANMAK

Rahşan Ecevit’in böreği meşhurmuş, güzel yaparmış. Bir gün, annemle babamı çaya davet ediyorlar. Bizimkiler tabii ki davete icabet ediyorlar. Bir ara Bülent Bey yanlarından ayrılıyor. Salona geri geldiğinde, elinde bir bohça! Utanıp sıkılarak bohçayı açıyor. İçinden, annesi Nazlı Ecevit’in atlas kumaş üzerine eliyle işlediği, ipek, antik yatak örtüsünü ve yastık kumaşlarını çıkartıyor. Büyük bir nezaketle, anneme uzatıyor. “Lütfen kabul edin.” diyor. Babama dönüp emekleri için teşekkür ediyor.

Bülent Ecevit’in bizim evde çok güzel hatıraları var.
ATLAS KUMAŞIN GELECEĞİ
O yatak örtüsüne her bakışımda, cam göbeği rengine ve üzerindeki nazik el işlerine hayran olmuşumdur. Annem o manevi hatırayı ne kadar sevdiğimi bilir. Bu sebeple o atlas kumaş annemden bana, benden de yeğenim Bal’a geçecek…

Velhasılıkelam, hem milletimiz hem de özel ve güzel hatıralarıyla ailemiz için çok değerli Sayın Bülent Ecevit’i, ölüm yıl dönümünde saygı ve rahmetle anmak benim için büyük bir onur.
Daima sevgiyle…
Tuba Öztek Çakıroğlu
5 Kasım 2022
Velhasılıkelam Evrensel bakış