Dönüşümünler Gelişim Getirir.

Değişim değil gelişim vardır insanda. Dönüşüm köprülerini, dönüşüm dağlarını geçtikçe gelişir insan. Bu gelişme baş gözü ile değişim gibi gözükür. Hâlbuki insan içinde olmayan bir şeyi çıkaramaz. Dışarıdan bakınca bize değişim gibi gözüken farklılıklar, insanın içinde var olan ama o güne kadar dışarıya çıkmamış kavramların can bulmasıdır. Can bulma… İnsan sıkışır. Olaylar, kişiler, hayat vs. insanı sıkıştırır. Sıkışan her canlı potansiyelini zorlamak zorunda kalır ve içinden yeni bir kendilik çıkarır. Bu değişim gibi görünür ama aslında artık bir üst haline ulaşmış, yani gelişmiştir. Kavramlara bakışı bile farklılaşır, yeni kendiliğinde can bulur.

Her din ve kültür veya her uygarlıkta gelişim için yollar vardır. Müslüman nefsini terbiye yolunda sınanır, İsevi kendi ile uğraşıp yaratıcıyla bağ kurmaya çalışır, Musevi Hz.Musa’nın Hızır ile yolculuğunda ki gibi kendi ile yüzleşir. Budist varlığını bütüne terk etmeye çalışır. Zerdüşt içinde ki iyi ve kötünün savaşında mücadele eder, Şaman yaratıcı için kendi varlığından geçmeye gayret eder, oda doğaya karıştırmak ister varlığını. Her İnsanın tek engeli kendidir. Her insan kendinden daha iyi bir kendilik çıkarmaya çaba sarf ederek daha iyi haliyle tanışır. Bilim de insanı daha üst bir sürüme sevk etmek ister. Tüm bunlar iyi insan olma emrine uyarak ortaya çıktığında gelişen insan, bütüne hizmet eden bilinçli insanlar olurken, kötüye kullananlar ise elbette evrenden cevabını er ya da geç alır. Yollar farklıdır belki ama gövde tek, kök tek. Bu teklik şuuruna ulaşmaya çalışma ise gelişim ister. Bir sonraki aşamaya geçmeye korkanlar olduğu yerde kalırken cesur olanlar devam eder.

Kötüler ise… Bütünsel bakınca kötü de kalmaz, oda lazımdır sisteme, ilahi düzende ya da adına karma deyin evren deyin, siz nasıl tanımlarsanız tanımlayın, o kötüler sistemde lazım. Onlar sizin sıkışmanıza vesile olur, ya sizi sıkıştırana benzersiniz ya da daha iyisi olmaya gayret edersiniz. E kader de gayrete aşıktır nede olsa. Tercihleriniz o kadar önemli ki. Kimsiniz ? Her ne isek ya da her kim isek tamamen tercihlerimizle belirliyoruz. Dönüşüm süreçleri bellidir, keskindir. Sert rüzgarlar gibi gelir. İnsanın anlamaması imkansız. Rüzgâra direnmek yerine ayak uydur. Bırak seni geliştirsin, daha gelişmiş halinle tanışmaya korkma. İyi insan olmaktan korkma. Şunu yapmalıyım, bunu yapmalıyım deme, unutma yollar ayrı ayrı ama gövde tek, kök tek.

hakkında Umay TATAR

Umay TATAR
1988 yılında İstanbul’da doğdum. Sakarya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunuyum. Uzun yıllar profesyonel spor yaptım. Sahada öğrendiklerim, bana sadece fiziksel değil, zihinsel bir dayanıklılık da kazandırdı. Bu dayanıklılık zamanla farklı alanlara olan ilgimi derinleştirdi. Sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler aldım; özellikle gençlik, eğitim ve toplumsal dayanışma alanlarında mücadele etmeye çalıştım. Hayatım boyunca sadece bireysel değil, toplumsal sorumluluklar taşıyarak yürümeyi önemsiyorum. Felsefeye, tarihe, toplumsal olaylara ve politikaya yoğun bir ilgim var. Okumak, düşünmek ve sorgulamak benim için hem bir ihtiyaç hem de bir yolculuk. Yazılarımda zaman zaman bu ilgi alanlarımı harmanlıyor, geçmiş ile bugünü, birey ile toplumu, inanç ile aklı aynı metin içinde konuşturuyorum. Sosyal medya üzerinden yazılarımı ve fikirlerimi paylaşıyorum. Bazen mizah, bazen isyan, bazen de içsel bir arayışla… Ama hep samimiyetle ve “birlikte düşünmek” amacıyla. Hayatın bana kattıklarını, biriktirdiklerimi ve mücadele ettiklerimi paylaşmak için buradayım.

Ayrıca Kontrol Et

ODADAKİ CANAVAR VE FİRARİ EBEVEYNLER : BİR NESLİN İNFAZI!

  Ne yazacağımı, nereden başlayacağımı bilemediğim bir noktadayım. Aslında kelimeler avucumun içinde ama “ faydası …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir