Her Şeyim Var , Peki Neden Mutlu Değilim?
“Bir çocuğum olsun, hayatım tamamlanacak.” “İyi bir işim olsun, artık huzura kavuşacağım.” “Evlenirsem, sevdiğim insanla bir hayat kurarsam mutlu olacağım.” “Biraz daha para kazanayım, istediğim her şeye sahip olayım, o zaman her…
“Bir çocuğum olsun, hayatım tamamlanacak.”
“İyi bir işim olsun, artık huzura kavuşacağım.”
“Evlenirsem, sevdiğim insanla bir hayat kurarsam mutlu olacağım.”
“Biraz daha para kazanayım, istediğim her şeye sahip olayım, o zaman her şey yoluna girecek.”
Bu cümleler size tanıdık geliyor mu?
İnsan hayatının farklı dönemlerinde mutluluğu çoğu zaman henüz sahip olmadığı bir şeyde arar. Bir hedef belirler, ona ulaşmak için çabalar ve o hedef gerçekleştiğinde hayatının değişeceğine inanır.
Sonunda istediği işe girer, evlenir, çocuk sahibi olur, ev alır, para kazanır. Bir zamanlar hayalini kurduğu pek çok şeye kavuşur.
Peki sonra ne olur?
Bir süre mutluluk ve heyecan yaşar. Fakat zaman geçtikçe ilk heyecan azalır. İçinde yeniden bir arayış, bir huzursuzluk belirir. Bu kez başka bir hedef koyar önüne. Biraz daha başarılı olmak, daha fazla kazanmak, daha çok gezmek, farklı bir hayat yaşamak…
Ve bu döngü devam eder.
Bazen insan bütün bunlara sahip olduğu hâlde kendisini yalnız hisseder. Bazen hayatında belirgin bir sorun yoktur ama içinde tarif edemediği bir eksiklik vardır. Hatta kendi kendine şu soruyu sorar:
“Her şeyim var. Peki, ben neden mutlu değilim?”
Belki de burada gözden kaçırdığımız bir şey vardır.
Biz gerçekten ne arıyoruz?
Kimi insan kendisini işine verir. Sürekli çalışır, daha fazla başarı elde etmeye uğraşır. Kimi yalnız kalmamak için sürekli yeni ilişkiler kurar. Kimi alışverişle, yemekle, gezmekle veya başka uğraşlarla içindeki huzursuzluğu bastırmaya çalışır.
Bunların hiçbiri kendi başına yanlış değildir. Çalışmak, sevmek, gezmek, yemek ve yeni ilişkiler kurmak hayatın doğal parçalarıdır. Ancak bazen bu davranışlar, farkında olmadığımız bir boşluğu doldurma çabasına dönüşebilir.
Üstelik bu uğraşlar bize kısa süreli bir rahatlama sağlasa da içimizdeki asıl ihtiyacı anlamadığımızda huzursuzluk yeniden ortaya çıkabilir.
Belki de sürekli değiştirmeye çalıştığımız şey hayatımız değil, kendimizle ilgili farkında olmadığımız bir duygudur.
Çünkü insan bazen ne istediğini bildiğini düşünür ama aslında neye ihtiyaç duyduğunu bilmez. Mutlu olmak ister ama kendisini neyin mutlu ettiğini tanımaz. Sevilmek ister ama kendi ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanır. Başarılı olmak ister ama başarının kendisi için ne anlama geldiğini hiç sorgulamamıştır.
Böylece hayatı boyunca bir şeylerin tamamlanmasını beklerken kendisine dönüp bakmayı ihmal eder.
Bir noktada yaşadığı huzursuzluğu anlamlandırmak için bir uzmandan destek almak isteyebilir. Bazen de küçük bir dokunuşun, bir tavsiyenin veya mucizevi bir yöntemin her şeyi değiştireceğini umar.
Oysa kendimizi tanımak, yıllar içinde oluşmuş düşünce alışkanlıklarımızı, beklentilerimizi ve davranışlarımızı fark etmek bir anda gerçekleşmeyebilir. Bunun için kendimize zaman ayırmak, kendimize dürüst sorular sormak ve bazen alıştığımız düşünce biçimlerini yeniden değerlendirmek gerekir.
Belki de hayatımızın önemli bir bölümünü yanlış yerde arayarak geçiriyoruz. Sürekli dışarıda tamamlamaya çalıştığımız şeyin ne olduğunu anlamadan yeni hedeflerin peşinden koşuyoruz.
Oysa bazen ihtiyacımız olan yeni bir iş, yeni bir ilişki veya daha fazla başarı değil; kendimizi daha yakından tanımaktır.
Belki de hayatımız boyunca bir şeylerin tamamlanmasını beklerken kendimizi tanımayı erteliyoruz. Her yeni hedefin bizi tamamlayacağını düşünüyor, fakat bir süre sonra yeniden aynı arayışın içinde buluyoruz kendimizi.
Peki, ya aradığımız şey yalnızca dışarıda değilse? Ya kendimize henüz yeterince bakmadıysak?
Belki de artık kendimize başka sorular sormanın zamanı gelmiştir.
Peki, insan kendisini tanımaya nereden başlamalı? Yıllardır tekrar ettiği düşünce ve davranış kalıplarını nasıl fark edebilir? Gerçek değişim neden yalnızca istemekle gerçekleşmez?
Bir sonraki yazıda, bu soruların peşinden giderek kendimizi tanıma yolculuğuna biraz daha yakından bakacağız.


