İçeriğe geç
İletişim

BUGÜN BİRİ BENİ ANLASA…

Bugün içimde garip bir boşluk var. Ne desem tam anlatamayacakmışım gibi geliyor. “Mutsuzum” desem eksik, “yalnızım” desem yine eksik… Sadece içimde bir şey var ve ben bugün onunla ne yapacağımı pek bilmiyorum.…

Bugün içimde garip bir boşluk var.

Ne desem tam anlatamayacakmışım gibi geliyor. “Mutsuzum” desem eksik, “yalnızım” desem yine eksik… Sadece içimde bir şey var ve ben bugün onunla ne yapacağımı pek bilmiyorum.

Hani bazı günler olur ya…

Her şey normaldir aslında. Kimseyle kavga etmemişsindir, kötü bir şey de olmamıştır. Ama yine de içinden hiçbir şey yapmak gelmez. İnsanlara bakarsın, hayat akıp gider ama sen sanki biraz gerisinde kalmışsındır.

Bugün benim öyle bir günüm.

Keşke biri olsa diyorum.

Öyle akıl verecek biri değil. “Boş ver, geçer” diyecek biri hiç değil.

Sadece yüzüme bakıp,
“Sen bugün iyi değilsin.”
dese…

Ben de hiçbir şey anlatmadan başımı sallayıp, “Evet…” diyebilsem.

Çünkü bazen insanın gerçekten anlatacak gücü olmuyor.

Ne yaşadığını tek tek anlatmak istemiyorsun. Nereden başlayacağını bilmiyorsun. Bir şeyi anlatırken başka bir şey aklına geliyor, sonra susuyorsun.

Bazen sadece biri seni biraz anlasın istiyorsun.

Mesela gününü sorsun ama gerçekten merak etsin.

“Günün nasıl geçti?” deyip cevabını beklemeden kendi işine dönmesin.

Bugün neye güldüğünü değil, neden sustuğunu da fark etsin.

Sabah nasıl uyandığını, gün içinde aklına nelerin takıldığını, akşam neden bir anda dalıp gittiğini bilsin.

Çünkü insan bazen “Nasılsın?” sorusunun cevabını değil, o sorunun gerçekten sorulmasını özlüyor.

Ben galiba bugün biraz bunu özledim.

Birinin beni düzeltmesini değil, olduğum hâlimle yanımda olmasını…

“Toparla kendini” demesin.

“Geçer” demesin.

Sadece,
“Tamam, bugün de böyle olsun. Ben yanındayım.”
desin.

Ne kadar basit, değil mi?

Ama bazen en çok ihtiyacımız olan şeyler, en basit görünenler oluyor.

Hep güçlü görünmekten de yoruluyor insan.

Herkese yetişmeye çalışmaktan, herkesi anlamaktan, kimse kırılmasın diye kendi kırgınlığını içine atmaktan…

Bir bakıyorsun, herkese iyi gelmişsin ama kendine iyi gelememişsin.

Sonra bir akşam kendi kendine soruyorsun:

“Ben ne zamandır kendimi böyle ihmal ediyorum?”

İşte insanın canını en çok bu acıtıyor.

Çünkü bazen kimse bizi terk etmiyor.

Biz, kendimizi yavaş yavaş terk ediyoruz.

Kendi sesimizi duymuyoruz.
Kendi yorgunluğumuzu önemsemiyoruz.
Kendi kalbimizi sürekli biraz daha erteliyoruz.

Sonra içimizde bir boşluk oluşuyor.

Bugün o boşluğu hissediyorum.

Ama artık kendime kızmıyorum.

Bugün iyi değilsem, iyi değilim.

Her gün neşeli olmak zorunda değilim. Her şeyi çözmüş olmak zorunda değilim. Bazen sadece biraz durmaya, biraz susmaya, biraz da kendime sarılmaya ihtiyacım var.

Belki sen de bugün böylesin.

Belki senin de içinde kimseye anlatamadığın bir şey var.

Belki sen de telefonu eline alıp birine yazmak istedin ama “Şimdi rahatsız etmeyeyim.” diye vazgeçtin.

Belki sen de sadece birinin seni merak etmesini bekledin.

Eğer öyleyse, bil ki seni çok iyi anlıyorum.

Çünkü bazı günler insan kalabalık istemiyor.

Bir kişi yeter.

Bir kişi…

Yanında rahatça susabildiğin, “İyiyim” dediğinde gözlerinin içine bakıp gerçeği anlayan, anlatamadıklarını senden zorla çıkarmaya çalışmayan biri.

Belki bir gün karşımıza çıkar böyle biri.

Belki de çıkmadan önce kendimize böyle davranmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Bugün içimde bir boşluk var.

Ama belki bu boşluk bana bir şey söylüyor.

Belki diyor ki;

“Yağmur, biraz da kendini dinle.”

Ben de bugün dinleyeceğim.

Kendimi toparlamaya çalışmadan, güçlü görünmeye çalışmadan…

Olduğum hâlimle.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı hayatını değiştirecek büyük bir şey değil.

Sadece birinin, bütün dünyaya karşı güçlü durmak zorunda olmadığını hatırlatması.

Ve eğer bugün sen de kendini biraz eksik, biraz kırgın, biraz yalnız hissediyorsan…

Lütfen kendine “Neyim var benim?” diye kızma.

Belki hiçbir şeyin yok.

Belki sadece çok yoruldun.

Belki uzun zamandır herkesi düşündün de bugün sıra sana geldi.

Ve belki bir gün biri çıkacak karşına…

Sen daha “Bir şey yok” demeden, gözlerine bakıp:

“Var. Ama anlatmak istemiyorsan anlatma. Ben yine de buradayım.”

diyecek.

İşte bazı insanlar hayatımıza tam da bunun için girer.

Bizi tamamlamak için değil…

Kendimizi eksik hissettiğimiz yerde, bize hâlâ bütün olduğumuzu hatırlatmak için.

Yağmur Yılgör 🌧️

Yorum yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir