Su gibi

Su gibi aziz ol derler, su gibi duru ol, su gibi arı ol, su gibi coşkulu ol, su gibi hayat ver, su gibi ak, su gibi çağla taş sonra su gibi durul. Su yaşamın kaynağı ve başlangıcıdır, o yoksa yaşamda yoktur. Su beslediği her şeyi güzelleştirir, dirileştirir, canlandırır. İnsanı, çiçeği, çimeni, toprağı, ekini, bahçenizi, evinizi, bedeninizi, ruhunuzu. Suyun rengi yok, kokusu yok, tadı yok ama işlevi çok. Her şeye doyabiliriz ama suya asla. Hiç ıssız çorak topraklarda bir damla su aramak zorunda kaldınız mı? Şöyle bir an hayal edin, bir haftadır çöldesiniz. Mataranızda sadece iki günlük suyunuz var. İdareli kullanmak zorundasınız ama dayanamıyorsunuz. İki günde suyun hepsini bitiriyorsunuz. Son üç gündür su bulmak umuduyla kilometrelerce yürüyorsunuz ama nafile, su yok.   Bir damla su için her şeyinizi verecek raddeye geliyorsunuz ama nafile, su yok. Aklınıza suyu düşüncesizce harcadığınız her an geliyor. Dişlerinizi fırçalarken suyun boşa akmasına izin veriyorsunuz mesela. Ya da duşta saatlerce sabunlanırken suyu boşa harcadığınız anlar geliyor aklınıza. O an gözünüzde bir değeri yoktu suyun, şimdiyse; altından, yakuttan, pırlantadan daha değerli, çünkü yaşamak için ona ihtiyacınız var. Biz insanlar genellikle çoğu şeyin değerini kaybettikten sonra anlarız. Hâlihazırda sahip olduğumuz hiç bir şey gözümüze değerli gözükmez. İstediğimiz zaman ulaşabildiğimiz şeyleri kolay lokma sanır ve yemeye kalkarız. Nasıl olsa o bizimdir ve hep bizim kalacaktır. Aslında böyle bir gerçeklik yok sistemde. Hiç bir şeye gerçek manada sahip olamayız ve hiç bir şey bizim değildir aslında. Bir şeyin bize ait olması için aramızda içsel olarak imzaladığımız daimi bir sözleşme olması gerekir. Ve bunun kuralları vardır. Eğer kuralları bozarsanız sözleşme bozulur. Mesela su hep vardı öyle değil mi? Hep olacak mı peki? Bu kadar su israfının yapıldığı bir çağda susuz kalmak, kaçınılmaz son ve çok yakın bir gelecek tablosu olabilir pekâlâ. Peki, biz neden bu kadar duyarsızız? Neden hiç bir şey şeyi önemsemiyoruz? Neden her şey sonsuza kadar bizimmiş gibi davranıyoruz? Verimli olan şeylerin bile kökünü kurutmaya neden bu kadar meraklıyız? Peki, başka bir soru daha; neden sevdiklerimizin de kökünü kurutmaya çalışıyoruz? Neden yıpratıyoruz, hırpalıyoruz ve hoyratça ilişkiler yaşıyoruz topyekûn? Hâlbuki bilsek ki bu bizim değil bize ait değil, sadece şu anda benimle, bana hayat veriyor ama ötesini bilemem ve bu yüzden çok değerli. İnsan değer verdiği bir şeyi korumak ve yüceltmek ister. Ben suya değer veriyorum ve onu koruyorum, bana yaşam verdiği gibi gelecek nesillere de yaşam verecek. Bunun böyle olması için üzerime düşen görevi yapacağım. Ben duyarlı bir vatandaşım. Bu bilince neden sahip olamıyoruz, hayatımızdaki en değerli şeyleri korumak ve bizimle kalmasını sağlamak için. Neden gelişigüzel, düşüncesizce harcıyoruz her şeyi. İsraf ediyoruz, sadece suyu israf etmiyoruz, sevdiklerimizi de israf ediyoruz. Tabiri caizse; bozuk para gibi harcıyoruz çünkü değerini bilmiyoruz çünkü zaten ona sahibiz ve sahip olduğumuz şeyler bir süre sonra gözümüzde değerini yitirmeye başlıyor. Suya çok sıradan davranıyoruz. Sanki alelade bir şeymiş gibi. Hâlbuki canına can katan şey o. Ruhunu doyuran, hücrelerini büyüten, seni büyüten şey o. Bu kadar sıradan davranamazsın. Bu kadar hoyratça harcayamazsın. Suya her dokunduğunda, suyu her içtiğinde şükür enerjisinde olmalısın. Bu sana verilmiş nimetlerin kralıdır. Onu bozuk para gibi harcayamazsın. Ateşini söndüren su değil mi? Saatlerce yürüdükten sonra kana kana içtiğin su değil mi? Seni temizleyen, derini canlandıran su değil mi? Bahçendeki ekini filizlendiren hep su değil mi? O halde neden bu kadar pervasızca davranıyorsun suya karşı. Ve tabi ki çevrendeki hayata karşı. Biraz daha duyarlı olabilirsin. Biraz daha kıymet bilebilirsin. Su bize koşulsuz verilen bir sevgi gibi aslında ve biz insanlık koşulsuz verilen sevgilere karşı çok nankörüz. Çünkü koşulsuz  sevgide almak yoktur, vermek vardır. Biz insanlık bize verilen şeylerin nankörüyüzdür aslında. Çünkü birine bir şeyi karşılıksız verirseniz, bu ne olursa olsun; ister sevgi, ister para, ister su, kıymetiniz bilinmez. Aslında ulaşacağımız en üst mertebe koşulsuz sevgiyi yaşamaktır. Birini, bir şeyi koşulsuz şartsız sevmelidir insan. Koşulsuz sevgi; sen benimsin bende seninim demektir ne olursa olsun. İşte o zaman ancak birine ait olabilirsiniz ve oda size ait olur. Sahiplenmeyi boş verin, ait olmayı seçin. Kurutmayı boş verin, siz yeşertmeyi, yaşamayı seçin. Sulak  topraklarda yetişen bitkiler gibi canlanın. Yaşamınıza güzellikler katın, onları zihninizdeki bu güzellikleri sulayın, yeşertin ve coşturun. Su gibi olun, akışta, canlı, duru, sakin, coşkulu, eşsiz. Su akar ve yolunu bulur. Sende su gibi ol, akışta kal, akışın kendisi ol, hayatın kendisi ol. Yaptığın her şeye can kat, yeşert, güzelleştir. Eğer su gibi aziz olursan, sende yaşamın vazgeçilmezi olursun. O zaman su gibi aziz ol ve hep öyle kal. 

hakkında Banu ŞAHİN

Banu ŞAHİN

Ayrıca Kontrol Et

SAĞLIK DÜNYASININ PARLAYAN YILDIZI : ASYA FİLİZ GÜNEŞ

Asya Filiz Güneş… Bir tarafı İç Anadolu’nun asil duruşunu taşıyan Aksaray, bir tarafı yıllar önce …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir