Şimdinin azizliğine uğradım bugün… Sabah uyandım da nooldu sıfatından, arada iyi ki doğmuşumla başlayıp salonda kendime kitaplı, yastıklı, kalemli, şaraplı, tütünlü bir köşe hazırlamama kadar devam etti.
Koltuğun koluna, elimin ulaşabileceği hem şık, hem de estekik bir alan yarattım yanımda. E tabi bir de buna günün ilk öğünün şarap ve tütün olması, öncesinde yediğim birkaç parça kaju ve hatta farklı fincanlarda içmeyi sevdiğim, iki Türk Kahvesini saymazsak… Hani normalde evde bir şey yok ve cepte de aynen yoksa…. O zaman yeme isteği geliyor-du… Evde bir şey varsa, zaten yenmeliydi… Şimdi ise dengesinin asaletini yazıyorum…
Var, ancak sadece istediğimde bir şeyler yiyorum.
Her iki kapıyı da açmaz mı ne dersiniz?
Hem her şeyin olmasını, hem de tercihimizi istediğimiz gibi yapabilme özgürlüğünü yansıtmıyor mu sizce de?
Bolluk,bolluk…
Kazan,Kazan…
Sevil, Sev…
Felsefenin özgürlüğü her an kurulan kişi tarafından değiştirilebilir olmasıdır. Her hikâye yeniden zihinde tasarlanarak, yeni duygularla yenilenebilir, değiştirilebilir. Bunun için olayın öznesi değil gözlemcisi olarak bakmak yeterli olabilir.
Velhasılıkelam Evrensel bakış