Bugün size iç karartan bir gerçeği anlatacağım.
Olumlamaların, “dişil enerji” anlatılarının, “güçlü kadın” pazarlamalarının arkasındaki büyük çelişkiyi…
Biz. Ölüyoruz.
Yolda yürüdüğümüz için.
Güldüğümüz için.
Boşanmak istediğimiz için.
“Hayır” dediğimiz için.
Şort giydiğimiz için.
Başörtülü olduğumuz için bile.
Ve unutmayın: Bu cinayetler bireysel değil, politiktir.
Çünkü yıllardır her yerde yaşanıyor, failleri korunuyor, cezalar caydırıcı değil.
Çünkü sistem göz yumuyor. Çünkü sessizlik, suçla ortaklık kuruyor.
Tecavüze uğruyoruz, susarsak utanmamız isteniyor.
Konuşursak suçlu oluyoruz.
Direnirsek, saldırganı etkisiz hale getirdik diye yargılanıyoruz.
Kadınlar sadece sokakta değil; mahkemede, evde, iş yerinde, arkadaş çevresinde bile saldırıya uğruyor.
Ve kadına saygı duyan erkeklere bile bu düzen “gavat” diyor.
Bu düzen hem kadını hem erkeği zehirliyor.
“Dişil enerji” diyorlar ya — neşe, zarafet, üretme gücü…
İçimizde var ama saklanıyor.
Çünkü gülmek meşreplik, dans etmek hafiflik, itiraz etmek arsızlık sayılıyor.
Ne giydiğimizin, nasıl güldüğümüzün önemi yok.
Sorun kıyafet değil. Sorun kirlenmiş zihinler.
Kadınlara, çocuklara, hayvanlara yapılan zulmün sonu gelmiyorsa…
Bu sistem sadece kadınlara değil, insanlığa düşmandır.
Kadınlar…
Bizi bölen her şeyi — ideoloji, inanç, kültür farklarını — bir kenara bırakıp birleşmeliyiz.
Çünkü bu düzenin “sıradaki kurbanı ben değilim” demek, en büyük yanılgı.
Bu pisliği ölüm bile temizleyemez.
Ama biz, birlikte değiştirebiliriz.
Sevgiler.
Velhasılıkelam Evrensel bakış