Depremin Bizdeki Etkisi; Şaşkınlık, Korku, Öfke ve Unutmak

Coğrafya kaderdir derler ya hani bizim kaderimizde de bu saydığım 4 duygu ana kriter oldu artık. Malumunuz İzmir’de yaşanan deprem bizi derinden üzdü. Ama özellikle deprem gibi felaketlerde insanlarımız bu dört temel duygu içerisine giriyorlar. Nedir bu dört temel duygu?

Şaşkınlık; depremi ilk duyduğumuzda şaşırdık. İzmir ve deprem nasıl olur dedik.

Korku; şaşkınlığımızı üzerimizden attığımız an ise içimizi büyük bir korku sardı. Acaba göçük altında kalanların yerinde ben olsam, acaba o yıkılan bina şu an içimde bulunduğum bina olsa ne yaparım diye korktuk.

Öfke; artık korku evresini de yaşadıktan sonra depreme karşı duyarsız olan insanlara karşı öfkemizi kustuk. Ama işin aslı duyarsız davranan insanlar değil o binalara oturma izni verenlere, o binayı malzemeden çalarak yapanlara, o marketi genişletmek için kolonları kesenlere ve de en büyük öfkemiz ise sorumlu kim sorusuna cevap alamayışımızadır.

Unutmak; aslında en iyi yaptığımız şey unutmak. Deprem oldu haftasına unutuldu. Aynı deprem olunca covid-19’u unuttuğumuz gibi. Ve yine aynı covid-19 ortaya çıktığında şehit olan askerlerimizi unuttuğumuz gibi. Bu silsile baya uzar gider. Hani o göçük altından canlı çıkarılanları gördükçe umutlanıyoruz ya işin korkunç tarafı burada umutlanırken bir yandan da unutmaya başlıyoruz aslında.

Depremin olduğu hafta TV’lerde mekânlarda eğlenceli şeyler yapılmadı ama bir hafta sonra her şey eskisi gibi devam etti. Bizim üzüntümüz sadece bir haftalık işte. Orda can verenlerin yakınları, depremzedeler bu soğukta dışarıda kaldılar, evleri yıkıldı onlar bir saat sonrasını bile düşünemezken bizler kısa sürede normal hayatımıza kaldığımız yerden devam etmeye başladık. Ama bizimde elimizde değil ki. Düşünsenize terör, kadın cinayetleri, deprem, virüs… Saymakla bitmeyen bir ateş çemberi var etrafımızda. Depreme göz yumsak terör, teröre göz yumsak kadın cinayeti, kadın cinayetine göz yumsak sel, çığ felaketi, ona da göz yumsak virüs derken yine ilk korktuğumuz olaya dönüyoruz. Yine de iyi ayakta kalıyoruz..

Evet şaşırdık, korktuk ama neden öfkemizi deprem zamanı barlarda, kafelerde, eğlence mekanlarında dolaşıp paylaşım yapanlara boşalttık ki? Tamam deprem olmuş ve onlar hala işin eğlencesindeler öfkelenmemek elde değil ama depremzedeler için ben de ordayım, ben de yardım ettim gibi göstere göstere şov yapanlar varken, gelen yardımları satmaya kalkanlar varken, depremi bahane edip menfaatleri için duygu kasanlar varken, hala günümüz teknolojisinde 6.6’lık bir depremde yıkılan binalar varken neden sadece eğlenenlere boşalttık tüm sinirlerimizi? Çünkü karşımızda öfkemizi boşaltacak bir tek sorumlu bulamıyoruz.

Gavur İzmir iyi oldu diye paylaşım yapanları gördü bu insanlar, Elâzığ depremi, Van depremi için de aynı kişiler kürtlere iyi oldu dedi. Aslında göçük altında kalan orada yaşayanlar değil, insanlığımız, vicdanımız ve duygularımızdı.

Minik Ayda, görevlinin baş parmağını sıkıca tutup bırakmadığını sembolleştirip kupalara tişörtlere basıp bu durumdan bile kazanç sağlayanlar varken, depremle ilgili paylaşımlar yapıp ağlamaklı olan ama ardından güle oynaya yeni paylaşım yapanlar varken kızmamız gerekenler bu duyguyu yaşamayanlar mı?

Bu ülkede yaşamak gerçekten zor. Yaşanan talihsiz olaylardan ziyade bu olayları kendi çıkarına kullanan, menfaati için boy gösteren insanların varlığının çok olmasından zor.

Mehmet YILMAZER

hakkında Mehmet YILMAZER

Ayrıca Kontrol Et

İMAN GÜVENMEKTİR

“Biliyorum.”Ne çok kullandığımız bir kelime değil mi ? Bizler, bilincin veri tabanında bir kavramı, bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir